ara bul

Wednesday, November 21, 2012

çizimi de hobi olarak yapıyorum, en güzeli

Her gün 11 gibi kalkıyorum. bilgisayarımdan biraz milliyet.com'dan gündem öğreniyorum, kaplanfilanda paylaşılan müziklere bakıyorum, kahvaltı yapsam mı diye düşünüyorum, genellikle yapmıyorum. 11.40 gibi evimden çıkıyorum, aile lokantamıza doğru ilerliyorum, çünkü 12-4 arası mesaim var. İlk başta çok sıkılırken, şu an saat gelse de evden çıksam diyorum. Çünkü esnaflık hoşuma gitti, çevre esnaflarla fikir alışverişinde bulunmak ( özellikle spor alanında), hesapları toplamak, kasada ki paraları düzenlemek, çevre esnaflarla fikir alışverişinde bulunmak ( belediyeyi eleştirmek, zabıtayı kötülemek ), bolca çay içmek, ve çevre esnafa da çay içirmek. Onların da sana içirmesi, ve böylece kısır bir çay döngüsüne girmiş olmak. Ha ayrıca milliyet.com yetmiyo mudur nedir artık, bir de işe giderken Posta alıyorum. Gerçi bunu esnaflığa başlamadan önce de yapıyodum, ama her gün değildi. Artık her gün. Gazetenin her bölümü ayrı ayrı hoşuma gidiyor, ama favori bölümüm "Tamer Heper hukuk sorularınızı yanıtlıyor." isimli bölüm.

Kendisi çok güzel bir insana benziyor, madem hukuk sorularını yanıtlıyor, dur benimde narkotikle ilgili olan hukuk sorunumu göndereyim, bilgili olayım, mahkemeye bilgili gideyim dedim, güzelce mailimi attım, ama Tamer abi (mailimde belirttim sana abi diyebilir miyim diye, kabul etti) "Evladım ben sadece emlakla ilgili hukuk sorularını yanıtlıyorum, ama çok ihtiyacın varsa bir avukat arkadaşımın telefon  numarasını verebilirim, durumun kötüyse söylerim maddi olarak birşey talep etmez, geçmiş olsun." diye cevap attı. İşte böyle güzel biri Tamer abi.


 BUNLAR ESNAF DEĞİL.
sesini kısıp müzikle izlemek istersiniz diye:




2 comments:

processing said...

bunlar gerçek mi yoksa gerçeği ismin gibi yalnızca sen mi biliyosun bilmiyorum ama tamer abi çok da iyi çok da güzelmiş.
çay içirmece niye öyle hakkaten yaa, küçükken biz de dükkana gidiyoduk minicikken bile çay içiyoduk ne biçim..şimdi çaysız yapamıyorum.
bi de bi dükkan anısı aklıma geldi çok uzun tutmamaya çalışarak anlatıcam. böyle ne çok küçük ne çok büyük zamanlarımda, babam bişey için gitti beni bıraktı dükkanda.. müşteri geldi, polaroid çektim ona (ilk vesikalık çekimimdi) güzel de oldu kestim biçtim, içime mi doğmuş ne, bilmem ne kadar tl dedim.. adam başladı yok ben senin babanı tanıyorum da biz sonra hesaplaşırız onla falan filan.. ben de mıy mıy bişey diyorum demek ki adam sürekli biz babanla hesaplaşıcaz falan diyo, sonra demesin mi ben tanırım babanı bilmemne subay değil mi diye.. meğersem arkada bi subay fotoğrafını görmüş onu babam sanmış gerizekalı olduğu için, onu gösteerk bak o senin baban değil mi tanıyorum ben onu falan filan diyo.. o zamanlar küfür etmeyi bilmediğim için hassiktir napçam ben diyemiyorum, sadece terliyorum.. çok da uyuzluğum tutmuş ki vermedim fotoğrafı sonra alırsınız diyorum.. neyse daha çok uzamadan babam geldi, hallettiler. sordum babama tanımıyomuş adamı. heyvanherif.

Felat Delibalta said...

lan çok pis herifmiş, tam esnaf tarafından dövülmesi gereken adammış